Vatan – Berna Laçin

Bebeğin büyümesi gibi hızla değişen Galata

…Galata’ya geliyorum. Sık sık dolaştığım halde, buralardaki değişim, bir bebeğin büyümesi gibi hızlı olduğundan, her seferinde şaşırtıyor beni. Paris’in, Londra’nın, Berlin’in, o en bilinen markalarından kendini ayırmış, tasarım ve sanat kokan halini Galata’nın ara sokaklarında yakalamak büyük keyif veriyor. Farklı bir şıklık anlayışına sahip kafelerden, hangisinde soluklansam diye şaşırıyorum. Serdar-ı Ekrem Sokak’taki mekanlar beni benden alıyor. Ev gibi döşenmişi, sokak gibi tasarlanmışı, balıkçısı, çaycısı… Hiçbirisi, ne birbirine ne de kendinden öncekilere benzemeyen mekanlar… İçinde tarihi kostümlerle fotoğraf çektirebileceğiniz “Giyçek” nostaljik fotoğraf stüdyosu, çekiyor ilgimi… Bir gün Ada ile gelip neşeli bir çekim yapmak için hayal kuruyorum. İçim açılıyor… Veeee fotoğraf tutkunlarını delirtebilecek olan, Lomografi’nin mağazasına giriyorum. Çok eski ve ünlü olan, “düşünme çek” mottosunu temel alan ve günümüzde de büyük hayran kitlesiyle oluşturduğu “Lomografi” akımıyla yoluna devam eden bu nostaljik, filmli makineler, gerçekten baştan çıkarıcı. Sonunda bir tane küçük, mavi, harita desenli ve eski tip bir flaş taşıyan modelini edinip, yeni oyuncağımla -çünkü gerçekten oyuncak gibi görünüyor- fotoğraf çeke çeke yoluma devam ediyorum. Tabii, dijital olmadığı için tab ettirene kadar ne çektiğimi, basılı çıkacağını anlayamayacağımı biliyorum. Yine de çok keyif alıyorum.

Yazının devamı…